Temizlik Ürünleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

 

Site Yönetimleri İçin Temizlik Çözümleri

DOĞAL TAŞLARIN KORUNMASI VE BAKIMI


Doğal taşlar doğadan çıkarılan ve binaların iç ve dış mekanlarında, zemin, duvar, banyo, masa, sehpa vb. zemin ve yüzeylerde kullanılan malzemelerdir.

Doğal taşlar kompozisyonuna göre iki genel kategoride sınıflandırılır: Kalkerli taşlar ve silis/ kuartz esaslı taşlar. Kalker esaslı taşlar mermer, traverten, kireç taşı gibi taşlardır.

Silis/ kuartz esaslı taşlar ise granit, kayrak taşı, kuartz, terrakotta gibi taşlardır.
Doğal taşlar binalarda estetik ve dekoratif amaçlı kullanılır. Doğru bir şekilde bakımları yapıldığında uzun yıllar bozulmadan kullanılabilen yatırımlardır.

Önerilen temel bakım işlemleri ile ve doğru temizlik ürün ve metotları ile yapıldığında bozulmadan ömür boyu kullanılabilirler.

Doğal taşların oluşumu milyonlarca yılda gerçekleşir, fakat bakım ve temizlikleri doğru şekilde yapılmazsa bu doğal güzellikleri hızla bozulabilir.
Doğal taşların doğal güzellikleri ile uzun süre kullanılabilmesi için korunmasına ve günlük temizliğine önem vermek gerekir.

Doğal taşların üzerlerinde toz ve kum birikimini önlemek ve uzaklaştırmak önemlidir. Kum çok sert yapıda olduğu için en sert doğal taşları bile çizer.

Zeminler ayaklarla taşınan kuma karşı girişlerdeki kapı paspasları ile korunmalıdır.

Günlük temizlikte ise çok yüksek alkali veya asit olmayan ürünlerle, paspas sistemleri ya da temizlik otomatları ile silinmelidir.

Sabun esaslı ve anti statik etkili, toz çekmeyi önleyen ürünler de doğal taşlar için günlük bakım ürünü olarak uygundur.
Doğal taş yüzeylerin günlük bakımının yanı sıra korunması için de uygulanan bazı işlemler vardır.

Taş yüzeyler genelde gözenekli ve sıvı geçirgen olduğu için gözenekler eğer uygun bir şekilde bu gözenekler doldurulmaz ve ya kaplanmazsa sıvıyı çekerek lekelenirler.

Lekelerin gözeneklerin içerisinden temizlenerek eski durumuna gelmesi ve temizlenmeleri hemen hemen imkansızdır.

Doğal taşlar için uygun olan bir kaplama maddesi uygulaması yüzeyi hidrofobik (suyu iten) ve lipofobik (yağı iten) duruma getirerek su ve yağ esaslı lekelere karşı koruma sağlar.

Bu amaca hizmet eden Doğal Taş Koruma Ürünleri, kaplama yapılmış olan yüzey üzerine dökülen sıvıların içe geçmesini ve lekelenmesini önler.

Doğal Taş Koruma Ürünü yüzeye püskürtülerek ya da sürülerek uygulanır. Taşın doğal rengini bozmaz, böylece doğal görünümünde değişikliğe sebep olmaz.

Uygulama sonrası, yüzey mekanik etkilere ve kimyasallara karşı son derece dayanıklıdırlar.

Koruma süresi kullanım yerine göre uzun süre etkilidir ve trafik kullanım durumuna göre 1-6 ayda bir tekrarlanabilir.

Doğal taşlar ve özellikleri:


Mermer:
En çok kullanılan bina yapı malzemesidir. Zeminlerde, duvarlarda banyo ve saniter alanlarda, masa-tezgah üstlerinde kullanılır.

Genel olarak diğer doğal taşlara göre daha yumuşaktır ve daha kolay çizilir. Asit içerikli ürünlerden etkilenir, yüzey bozulur.
Mermer yüzeyler gözenekli olduğundan üzerine dökülen yağ ve sıvıları hızla içine çeker, kir gözeneklerine dolar.

Kirlenmeye ve çizilmeye karşı korumak, parlatmak ve günlük bakımı kolaylaştırmak amaçlı cila uygulanır. İç mekanlarda sürme cila ya da kristalizasyon uygulanır.

Dış mekanlarda yalnızca kristalize cila uygulanabilir çünkü sürme cilalar suya dayanıklı değildirler. Banko, mermer lavabo, banyo vb. cila uygulamasının yapılamadığı alanlarda,

mermeri su ve diğer lekelere karşı korumak için Doğal Taş Koruma Ürünleri ile yüzeyin kaplanması yüzeyin korunması için önemlidir.

Ancak koruma ürünü mermeri asit ürünlere karşı korumaz, mermer yüzeyler her zaman asit ürünlerden korunmalıdır.

Ancak kazara yüzeye asit döküldüğünde kaplanmış yüzey hızlı bir şekilde silinir, içeri geçmeden yüzeyin hasar görmesi önlenmiş olur.

Traverten:
Kalsiyum karbonat esaslı doğal taşlardan bir diğeri de travertendir. Özellikle sıcak kaynak sularının yüzeye çıktığı yerde kalsiyum karbonatın kristalleşmesi ile oluşur ve çıkan gazlardan dolayı da yapı gözeneklidir.

Zemin ya da duvar kaplama malzemesi olarak kullanılır. Doğal olarak beyaz renkli olmakla beraber içerdiği safsızlıklar nedeniyle sarı-kahve renklerde de olabilir.

Yüzey gözenekli olduğundan cila uygulaması ile gözenekleri doldurularak daha düz bir yüzey elde edilebilir.

Yüzeyi sıvı geçirgenliğine karşı hidrofob-lipofob yapan doğal taş bakım ürünleri ile yağ ve lekelere karşı koruyucu bir film ile korunabilir.

Ancak kaplanmış olsa da mermerde olduğu gibi asit ürünlere karşı korumaz.

Ancak kaza ile asit bir ürün döküldüğünde hızlı absorbe olmayacağından beklemeden hemen silinirse yüzeyin bozulması önlenmiş olur.

Granit:
Granit, yüzeyi son derece sert ve gözeneksiz olduğundan kirlenmeye ve çizilmeye karşı çok dayanıklıdır. En sert mineral olan elmasa yakın sertliktedir.

Asit ve alkalilerden etkilenmez. Temizlik ve bakımı kolaydır. Sert bir yüzey olmasına rağmen kum tanecikleri graniti de çizebilir.

Kapı paspasları ve günlük toz toplama mopları ile zeminler kum ve tozdan arındırılmalıdır.
Günlük olarak nötr ve çabuk kuruyan günlük temizlik ürünleri ile silinir. Eğer çizikler olmuşsa tamiri mümkün değildir.

Zaman zaman çiziklere dolan kirin temizliği için alkali özellikte yağ-kir temizleyici ürünlerle temizlenebilir.

Granit doğal olarak parlaktır ve hiçbir şekilde cila uygulanmaz.

Kuartz:
Doğada en çok bulunan, çok sert ve çok dayanıklı bir mineraldir. Farklı mineral içerikleri ile çeşitli renklerde olabilir.

Kuvartz mineralinin öğütülmüş tozları polimer reçine ile yapıştırılarak birbirine bağlanması ile yüzey kaplama malzemesi elde edilir.

Ticari olarak Çimstone olarak adlandırılanı en sık kullanılandır. İç ve dış mekan zeminlerinde, banyo, mutfak ve bankolarda kullanılır.

Mekanik ve kimyasallara karşı çok dayanıklıdır. Sadece pas çözücülerin içerdiği aside karşı hassastır.
Temizlik ve bakımı son derece kolaydır. Parlaktır, ayrıca cila uygulanmaz. Kumdan korunması ömrünü uzatır.

Kuartz yüzeyler günlük temizlikte genel temizlik ürünleri ile temizlenebilir.

Terrakotta:
Kırmızı-kahve renkte doğal taş malzemedir. Gözeneklidir, su ve diğer sıvıları geçirir. Kimyasallara ve mekanik etkilere karşı dayanıklıdır.

Terrakotta zeminlerde en çok karşılaşılan problem gözeneklerden içeri geçen suyun yukarı doğru çıkması durumunda suyun buharlaşması sonucu yüzeyde oluşan beyazlaşmasıdır.

Bu beyazlık asit ürünlerle temizlenebilir ancak fazla su kullanılması ile problem devam tekrar oluşur.

Bu nedenle beyazlaşma olan taşlar asit ürünler ile çok az su ile mekanik uygulanarak temizlenir ve su hemen vakum ile çekilir.

Problemin oluşmaması için yapıştırıcı olarak kesinlikle çimento kullanılmamalı, özel yapıştırıcı ile yapıştırılmalıdır.
Terrakotta zeminler nötr-asit-alkali ürünlerle temizlenebilir. İç mekanlarda emülsiyon cila uygulanabilir.

Ancak dış mekanlarda gözeneklerin sıvı geçirgenliğini önlemek için yüzey Doğal Taş Koruma Ürünü ile kaplanmalıdır.

Slate-Kayrak Taşı:
Genelde koyu gri, kurşun renginde olan doğal bir taştır. Kahverengi sarı pembe renklerde de olabilir. Genelde dış mekanlarda zemin ve duvar kaplama malzemesi olarak kullanılır.

Kaydırmazdır, kimyasallara ve mekanik etkilere dayanıklıdır. Gözeneklerden içeri sıvı geçirgenliğini azaltmak amacıyla Doğal Taş Koruyucu Ürün kullanımı ile kirlenme ve lekelenmeye karşı korunur.
Eczacıbaşı Profesyonel doğal taşların korunması ve bakımında Maratem marka ürünleri ile zemin ve yüzeylerin ilk günkü güzelliklerinin kaybolmamasını,

kolay temizlenmesini ve geç kirlenmesini sağlar. M217 Doğal Taş Koruma ve Bakım Ürünü, yüzeyler üzerinde koruma tabakası oluşturarak,

su ve yağlı kirlerin gözeneklerden içeri girmesini engeller. Günlük temizlikle M233 Parlak Yüzeyler için Temizlik ve Bakım Ürünü kullanarak zemin ve yüzeylerde

hızlı kuruma etkisiyle su izi bırakmadan parlak bir görünüm sağlanır ve güzel bir koku bırakır. Eczacıbaşı Profesyonel, 1 yıl içerisinde 6000’in üzerinde sektör çalışanına eğitim veren,

konusunda uzman kadroya sahip EP Akademi birimi ile işletmelere eğitim, denetim ve danışmanlık alanında çözümler sunarak,

yüzeylerin temizlik ve korunması konularında doğru ürünlerin ve metotların seçilmesine katkıda bulunmaktadır.

Havuz Temizliği Hakkında Bilinmesi Gerekenler

 

YÜZME HAVUZLARINDA HİJYEN


Yüzme havuzları, eğlence, spor ve sağlık amaçlı olarak her yaştan insanın kullandığı büyük miktarda su kitlelerini barındıran yapılardır.

Ülkemizde son yıllarda turizm sektöründe artan otel, spor kompleksleri ve büyük konut projeleri ile havuz sayısında çok fazla artış olmuştur.

Türkiye’de yaklaşık 400-450 bin adet havuz olduğu ve bu sayının her yıl 10,000 adet arttığı tahmin edilmektedir.
Açık- kapalı havuzlar, aqua parklar, jakuziler, termal havuzlar vb. tüm eğlence amaçlı su kitlelerinde suyun görsel olarak temiz,

berrak ve estetik görünümünü sağlamak ve kullananları bazı sağlık risklerine karşı korumak için, sürekli olarak fiziksel ve kimyasal bakım yapılarak hijyen sağlanmalıdır.

Havuzlarda hijyen kurallarına uyulmaması insanlar üzerinde sağlık açısından oldukça ciddi risklere neden olabilmektedir.

Risk Unsurları Nelerdir?
Her yıl onlarca insan serinlemek için girdikleri havuz suyunda mikrop kaparak hastalanmaktadır. Rekreasyonel Su Hastalıkları-RSK (RWI -Recreational Water Illness) ya da

Havuz Suyu Kaynaklı (HSK) sağlık riskleri olarak tanımlanan bu riskleri özetle aşağıdaki gibi tanımlanabilir:
Crypto, Giardia, Shigella, Norovirus, E.Coli gibi mikroorganizmaların sebep olduğu kusma-ishal gibi rahatsızlıklar
Yüksek veya düşük pH’tan ya da sudaki organik kirliliklerle bağlı kloraminin yükselmesinden kaynaklı ciltte ve gözlerde tahriş oluşması
Solunum yolları enfeksiyonları, Aşırı klor solunması sonucu solunum yollarında kimyasal tahriş, Kulak enfeksiyonları, Genital bölgede oluşan mantar gibi enfeksiyonlar
Havuz suyunun; çevreden, atmosferden, yüzenlerden kaynaklanan, organik-inorganik kirleticiler ve bakteri-mantar-virüs vb.

patojen olabilen (hastalık yapan) mikroorganizmalar ile kirlenmesini önlemek için, Sağlık Bakanlığı’nca onaylanmış dezenfektanlarla

suyun sürekli olarak dezenfeksiyonu sağlanmalı ve kimyasal dengesi kontrol edilmelidir.

Havuz Yönetmelikleri


Havuzların ve havuz sularının hijyeninin sağlanması için yapılması gereken fiziksel ve kimyasal işlemlerini belirleyen çeşitli standartlar ve yönetmelikler vardır.
* Bu yönetmeliklerden en geniş kapsamlı olanlardan bir tanesi 2006’da, WHO (World Health Organisation - Dünya Sağlık Örgütü) tarafından yayınlanmış olan,

“Guidelines for Safe Recreational Water Environments, Volumes 2 (Eğlence Amaçlı Su Ortamları için Yönetmelik – 2.Cilt: Yüzme Havuzları ve Benzer Ortamlar)’dir.
Havuzların sağlıklı ve güvenli olmalarını sağlayan bir diğer geniş kapsamlı yönetmelik, Amerika’da, CDC (Center for Disease Control) tarafından hazırlanmış ve

Ağustos 2014’de yayınlanmış olan MAHC’dır (The Model Aquatic Health Code).
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı, ticari havuzların uyması gereken şartları, 06.03.2011 tarihinde yayınlanan ve yürürlüğe giren “Yüzme Havuzlarının Tabii Olacağı Esasları

ve Şartları Hakkında Yönetmelik” ile belirlemiştir. Tüm ticari işletmelerde, havuzların bakımından sorumlu olan ve bu konuda eğitim almış, sertifikası olan bir teknik personel olması zorunludur.
Çok sayıda kişinin yüzdüğü havuzların, kişilerin fiziksel-kimyasal ve mikrobiyolojik risk ve tehlikelere maruz kalmasını önlemek için bakımlarının

doğru yapılması ve havuz suyunun kimyasal dengesinin ve dezenfeksiyonunun sağlanması çok önemlidir.
Yönetmelikler yalnızca ticari ve genel kullanım için olan havuzları kapsamış olsa da belirlenen standartlar, havuz kullanıcılarının

sağlıklarının korunması için tüm havuzlarda uyulması gereken standartlardır.
Yüzme havuzlarının sağlıklı olup olmadıkları, yapılan kimyasal ve mikrobiyolojik analizler ile kontrol edilir ve her şeyden önce; fiziksel olarak, gözle ve duyularımızla algılanabilir.

Yapılan fiziksel ve kimyasal işlemlerle aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır:
Suda “patojen” mikroorganizmaların çoğalmaları yeterli ve doğru dezenfeksiyon ile önlenmelidir
Algisid’lerin doğru kullanımı ile suda ve havuz yüzeylerinde yeşillenme (alg oluşumu) ve siyahlanma ( mantar) önlenmelidir.
Doğru dezenfeksiyon ve düzenli çöktürücü kullanımı ile suda gözle görünen tanecikler giderilmeli ve oluşumu önlenmeli, havuzun tabanı net olarak görünmelidir.
Dolum suyu kalitesi ile suda rahatsız edici koku ve tat oluşumu önlenmelidir.
Bağlı klor (kloramin) ve pH kontrolünün doğru bir şekilde yapılması ile kullanıcıların gözlerinde ve cildinde oluşabilecek tahriş riski önlenmelidir.
Havuz kenarında su ile temas eden taş ve seramik yüzeylerde kayganlık, yapışkanlık olmamalıdır.
Havuz yüzeylerinde ve ekipmanlarda (filtreler-pompalar) kireç birikimini gösteren beyazlık ve korozyon olmamalıdır.

Bu durum düzenli pH kontrolü ve sert sularda kireç bağlayıcı kullanımı ile önlenmelidir.

Havuzda Kontrol Parametreleri Nelerdir?


Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine göre; her gün kontrol edilerek, sağlanması gereken en önemli fiziksel ve kimyasal parametreler şöyledir:
pH: 6.5-7.8
Dezenfektan olarak klor kullanıldığında
Serbest Klor
Kapalı havuz: 1 - 3 ppm
Açık Havuz: 1 - 1,5 ppm
Dezenfektan olarak ozon, UV, klordioksit ve diğer dezenfeksiyon sistemleri kullanıldığında: Kapalı ve açık havuzlarda
Serbest Klor: 0,3-0,6 ppm
Dezenfektan olarak hidrojen peroksit kullanıldığında
Hidrojen peroksit: 40-80 ppm
Bunlara ek olarak daha az sıklıkla yapılan kimyasal analizler ile düzenli olarak yapılan mikrobiyolojik analizlerle suyun kimyasal ve mikrobiyolojik kalitesi sürekli kontrol altında tutulmalıdır.
İstenilen parametrelerin sağlanmasında “doğru kimyasal şartlandırma” kadar havuzun, “filtrasyon ve su sirkülasyon kapasitesi” gibi fiziksel ve teknik özellikleri de çok önemli rol oynar.

Sirkülasyon (devir) pompalarının, havuz suyunu günde 4-6 defa sirküle ettirecek kapasitede olması gerekir.

Çocuk havuzlarının ve jakuzi havuzlarının 1-2 saatte bir sirkülasyonu sağlanmalı ve suyun her gün değişmesi gerekir.
Havuzda etkin bir kimyasal şartlandırma, dezenfeksiyon, filtrasyon ve sirkülasyon sağlansa da sudaki kimyasal ve mikrobiyel kirleticilerin birikiminin

en aza indirilmesi için havuza belirli miktarlarda “taze su” girişi de sağlanmalıdır. Filtrenin ters yıkanması ile dışarı atılan su yerine bir miktar taze su girse de yeterli değildir.

Günde “yüzen sayısı x 30” lt. kadar taze su girişi olması gerekmektedir.
Ticari havuzlarda en çok kullanılan dezenfektan “aktif klor”dur. Aktif klor kaynağı olarak “sıvı” klor, veya organik ve inorganik ”toz klor” kullanılır.

Organik toz klorlar, klorun güneşin UV ışınları etkisi ile çok hızlı bozulup yok olmasını önleyen ”stabilizatör” içerirler ve açık havuzlarda kullanılırlar.
“İnorganik” toz klor (kalsiyum hipoklorit) ve sıvı klor (sodyum hipoklorit), stabilizatörsüz klorlardır. Açık havuzlarda stabilizatörsüz klor kullanıldığında;

sudaki aktif klor oranı, güneşteki UV ışınlarının ve sıcaklığın etkisi ile çok hızlı bir şekilde azalır ve çok sık olarak dozajlanması, yenilenmesi gerekir.

Ayrıca sıvı klorun pH’ı çok yüksek olduğundan, daha yükse oranda pH düşürücü de kullanımı gerekir. Stabilizatörsüz klorlar kullanıldığında,

ek olarak 25-50 ppm seviyelerinde stabizatör (siyanürik asit) kullanılması önerilir.

Havuz Nasıl Temiz Tutulur?
Havuzların kirlenmesinde en önemli etken, yüzenlerden ve vücutlarından gelen kirliliktir. Havuzların sağlık açısından daha güvenli olması için havuza girenlerin uyması gereken şu şekildedir:
Havuza girmeden önce mutlaka duş alınmalı, vücut temizliğine dikkat edilmelidir.
Hasta olan kişilerin, özellikle ishal olanların ya da vücutta enfeksiyon olanların havuza girmeleri önlenmelidir.
Havuz suyu yutulmamalıdır.
Gözlerin mümkünse suyla teması önlenmelidir (yüzme gözlüklerinin kullanımı).
Özellikle tuvalet sonrası hijyen kurallarına dikkat edilmeli, eller çok iyi yıkanmalıdır.
Havuza yiyecekle girilmemelidir.
Müzeyyen Pamir
Mutfak Hijyeni Nasıl Sağlanır

Koksaki Virüsü Gerçeği


Koksaki virüsü Hastalığı Nedir, Nasıl Bulaşır?
Koksaki virüsler insanların sindirim sistemlerinde barınabilen ve dışkı ile yayılan bir virüs çeşididir. Koksaki virüsü hastalığı, halk arasında el, ayak ve ağız hastalığı olarak ta bilinir.

Özellikle yaz ve sonbahar aylarında salgınlara sebep olabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yoluyla, tükürükle, yakın temasla ve dışkı yoluyla bulaşabilir.

Özellikle havuz sezonunun başlaması ile enfekte havuz suyuna maruz kalmış çocuklarda hastalık hızla yayılabilir.

Koksaki Virüsü Hastalığı Belirtileri Nelerdir?
Koksaki virüsü hastalığı hafif soğuk algınlığı semptomlarına neden olabileceği gibi, vücut direncinin düşük olduğu durumlarda ağır ateşli hastalık belirtilerine de yol açabilmektedir.

Hastalık adında da anlaşılacağı gibi en çok el, ayak ve ağız çevresinde kızarık döküntülere sebep olur. Bunların yanı sıra iştah kaybı, boğaz ağrısı,

halsizlik ve ağız içinde ağrılı yaralar görülebilir. Virüs çocuklar üzerinde daha etkili olmasına karşın direnci düşük yetişkinleri de etkileyebilir.


Koksaki Virüsü Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir ve Nasıl Önlenir ?
Hastalık virüs sebebiyle olduğu için antibiyotik tedavisi sonuç vermez. Hiçbir ilaç kullanılmadan 10 gün içerisinde kendi kendine belirtiler azalır,

ancak bu süreçte kızarıklıklar kaşıntı vb. rahatsızlığa sebebiyet verebileceği için rahatlatıcı kremler sürülebilir. Kızarıklıklar kalıcı izler bırakmamaktadır.

Bu dönemde iyi beslenmeye dikkat edilmelidir. Hastalık teşhisi konulmuş kişiler tecrit edilmeli, bulundukları ortam sık sık havalandırılmalıdır.

Bulaşmanın kaynağının tespit edilmesi, yayılmanın önlenmesi için çok önemlidir. İşletmelerde havuz suyu dezenfeksiyonu uygun şekilde yapılmalıdır.

Havuza dışkı gibi yabancı madde girdiği durumda hemen gerekli prosedür uygulanmalıdır. Çocuk oyun alanları da yüksek risk teşkil eden alanlardır.

Bunların yanı sıra, çapraz bulaşmanın önüne geçmek için temas yoluyla bulaşma riski olan tüm alanlar, kapı kolları,

elektrik düğmeleri gibi yüksek risk noktaları sık sık uygun dezenfektan ürün ile dezenfekte edilmelidir. Yoğun insan trafiğinin olduğu lobi ve genel tuvaletler

gün içerisinde sık sık temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Bu amaçla yüzeylerde özellikle gluterladehit ya da klor içerikli dezenfektanlar kullanılmalıdır.
Mutfaklarda özellikle çiğ tüketilen sebze ve meyvelerin risk taşıdığı göz ardı edilmemelidir. Sebze ve meyveler dezenfekte edilerek hastalık yapabilecek patojenlerden arındırılmalıdır.

Bunun yanı sıra çamaşır hijyeni de özen gösterilmesi gereken konular arasında yer alır. Çamaşırların yüksek sıcaklıkta (80-85oC de 15 dak.) yıkanması ya da yıkamada dezenfektan etkisi olan

( aktif klor, aktif oksijen, perasetik asit-PAA vb.) özel ürünlerin uygulanması, çamaşırların tekrar güvenle kullanılmasını sağlayacaktır.
Ebeveynlerin çocuklarını hastalıktan korunmak için uygulayabileceği en etkili yöntem çocuklara el yıkama alışkanlığı edindirmektir.

Eller sık sık dezenfektan içeren el yıkama ürünü (30 sn boyunca) ile yıkanmalı ve kağıt havlu ile kurulanmalıdır.
Eczacıbaşı Profesyonel; otel ve hastane gibi işletmelerde bulunan çocuk oyun alanları, bebek bez değiştirme masası, kapı kolları, tuvaletler gibi özellikle mikroorganizmaların

bulaşması açısından riskli yerlerin dezenfeksiyonu amacıyla, “Gluteraldehit” bazlı “M215 Dezenfektan Etkili Temizlik Ürünü”, ve el hijyeni için

“M105 Alkol Bazlı El Dezenfektanı” gibi geniş yelpazedeki dezenfektan ürünleri ile müşterilerine hijyen çözümleri sunmaktadır.
Eczacıbaşı Profesyonel kişisel hijyen, gelen alanların hijyeni, mutfak hijyeni ve çamaşır hijyen ürünleri portföyü ile riski azaltarak yaşanabilir, sağlıklı ortamlar oluşturmayı hedefler.

Sürdürülebilir sağlıklı bir dünya için farkındalık yaratmak büyük önem taşır. Hijyen bilinç düzeyinin arttırılması, ürünlerin doğru kullanımı ile ilgili eğitim ve destek programları

EP Akademi tarafından tüm ilgili kurum ve kuruluşlara ve profesyonellerine ulaştırılmaktadır.


BULAŞIK YIKAMA MALİYETLERİ VE KONTROLÜ
Gıda hazırlayan ve gıda servisi yapan catering firmaları, oteller, okullar, restoranlar vb. her işletmenin, hazırlama ve servis aşamalarında kirlenen

bulaşıklarının yıkanıp hijyenik duruma getirilmesi operasyonu çok önemlidir. Bulaşıkların yıkanması elde ve bulaşık yıkama makinelerinde yapılır.
1980’ler de bulaşık yıkama makinesi olan işletme sayısı sayılacak kadar az iken günümüzde orta ve büyük işletmelerin tümünde bulaşık yıkama makineleri kullanılmaktadır.
Makineler işletmenin büyüklüğüne, günde yenen öğün sayısına uygun kapasite ve sayıda seçilir. Bulaşık yıkama makinelerinin operasyon maliyetlerinin

optimum olması işletme maliyetlerinin kontrol edilmesi bakımından önemlidir.
Bulaşık yıkama operasyonunda maliyet denince çoğunlukla ilk akla gelen “kimyasal” maliyeti olmaktadır. Ancak tüm maliyet içerisinde deterjan maliyetinden

çok daha fazla katkısı olan diğer maliyet unsurları yer almaktadır. Bunlar kullanılan elektrik enerjisi, kullanılan su, personel maliyeti, makine tamir bakım maliyetleri,

yıkanan bulaşıklarda kırılmalar-aşınmalar vb. olarak sayılabilir.
Bulaşık yıkama maliyetlerinin optimum olmasını sağlamak için operasyonda maliyete etki eden tüm unsurlara dikkat

ederek operasyonun genel maliyeti kontrol edilmelidir.


Personel maliyetleri ve kontrolü:
Bulaşık yıkama işleminin akışı içerisinde ilgili olan tüm işlerin yapılmasında kullanılan personelin her türlü maliyetidir.

Toplam bulaşık yıkama operasyon maliyetinin %45-50 kadarı personel maliyetidir.
Kirli bulaşıkların toplanması, cins ve boylarına göre istiflenmesi, taşınması, ön sıyrılması, duşlanması, ön daldırılması, basketlere dizilmesi, makinede yıkanması,

temiz bulaşıkların toplanıp yerleştirilmesi, makinenin iş bitiminde boşaltılıp içinin ve parçalarının yıkanıp temizlenmesi vb tüm operasyonun aşamalarından

sorumlu olan personelin işi doğru yapması için iyi bir organizasyon gereklidir. Tüm bu aşamalarda işlerin optimum olarak ve

en kısa sürede yapılması zamanın verimli kullanılması önemlidir.
Yıkama sonuçlarının düzgün olması, kirli lekeli oranlarının en aza indirilmesi ve tekrar yıkamaların önlenmesi “doğru kimyasal - doğru dozaj -

doğru yıkama sıcaklıkları – doğru program seçimi” ile mümkündür. Bulaşıkların makinede yıkanmasından önceki aşamalarda yapılması gereken işlemler,

sonucu etkileyen önemli aşamalardır. Toplanmış kirli bulaşıkların doğru ayrılıp istiflenmesi- ön sıyırma - ön duşlama, ön daldırma, doğru basketlere-

doğru dizme vb ile tekrar yıkamaların en aza indirilmesi ile sağlanır.

Enerji maliyeti:
Bulaşık makinesinin suyu ısıtma, yıkama-durulama ve kurutma aşamalarında kullandığı elektrik enerjisinin maliyetidir. Her makinenin özelliğine

göre harcadığı elektrik miktarının optimum olarak kullanılması için makinenin düzenli olarak bakımının yapılması, ısıtıcıların daima temiz ve kireç ile kaplanmamış

olması sağlanmalıdır. Kullanılan suyun kireç ya da toplam çözünmüş tuzların oranı yüksek ise zamanla ısıtıcı üzerinde kireç ve mineral tabakası birikecek ve

ısıtıcının verimliliği düşecek, suyu istenilen sıcaklığa yükseltmek için daha uzun süre çalışacaktır. Durulama suyunun ısıtıldığı “boiler”in de kireçlenmemesi önemlidir.

Sert su kullanımı ile ısıtıcı ve boiler kireçleniyorsa gerekli aralıklarla kireç temizliği işlemi ile yapılmalıdır.
Yıkama operasyonundaki yukarıdaki aşamalarda optimum koşullar sağlanarak bulaşıkların temiz çıkmasının sağlanması ve doğru uzunluktaki yıkama programları

ile yıkama tekrarlarının önlenmesi elektrik kullanımının optimum olmasını sağlayacaktır.
Ayrıca makine kapasitesinin daima tam olarak kullanılması ve basketlerin yada bantların dolu olarak

çalıştırılması da makinenin çalışma zamanının da optimum kullanılmasını sağlayacaktır.

Su maliyeti:
Kullanılan suyun kalitesi ( sertlik, toplam çözünmüş tuzlar ve silis değerleri ) yıkanan bulaşıklarda su lekelerin önlenmesi, deterjan dozajının yüksek olmaması

açısından en önemli konulardandır. Su sertliğinin yüksek olması durumunda tekrar yıkamalar, kireç yıkamaları vb nedenlerle su kullanımı gereksiz artacaktır.

Su kullanımının kontrolünde önemli olan bir konu da makinenin altındaki taşma vanasının düzgün çalışması ve gereksiz su taşmasının önlenmesidir.

Alttan gereksiz taşan yıkama tankındaki sıcak su yalnızca gereksiz su kullanımına değil fazladan elektrik kullanımına da neden olacaktır.

Su ile beraber kimyasallar direkt gidere atılmış olacağından, yalnızca maliyet açısından değil çevreye de daha fazla kirleticinin atılmasına neden olacaktır.

Makinenin tam kapasitesinin kullanılması ve mümkün olduğunca tam yüklenmesi de su kullanımında önemli rol oynayacaktır.
Makine firmaları tarafından da yıkama ve durulama suyunun daha az kullanımı için makinelerinde sürekli olarak yeni geliştirmeler yapılmaktadır.

Kimyasal maliyeti:
Bulaşıkların temiz çıkması için doğru deterjanın doğru dozajda kullanılması önemlidir. Kimyasal dozajı kirin cinsine - miktarına ve suyun sertliğine göre ayarlanır.

Suyun optimum olarak 3-5 dH sertliğinde olması deterjanın optimum kullanımı için idealdir. Temizlik kalitesi, bulaşıklarda su lekeleri kalmaması,

ısıtıcıların ve makine içinin kireçlenmemesi, yıkama ve durulama fıskiyelerinin kireçten tıkanmaması için su sertliğine göre dozajlama yapılır.

Sertlik yükseldikçe dozajın da uygun miktarlarda arttırılması gerekecek ve böylece deterjan maliyetleri de artacaktır.

Deterjanın formül kalitesine göre de bağlı olmakla beraber genelde sertlik her 5 dH artışta dozaj 1 g/l daha fazla olacaktır.
Tekrar yıkamaların önlenmesi ve deterjanın tam performansını sağlamak için toplanmış kirli bulaşıkların kaba kirlerinin sıyrılması ve ılık su ile ön duşlanması,

köpürmeyen uygun bir kimyasal ile ön daldırılma yapılması da kimyasalın tam olarak etkinliğini sağlayacak ve tekrar yıkamaları en aza indirecektir.

Kireç ya da yiyecek artıkları ile tıkanmış yıkama ve durulama fıskiyeleri, suyun mekanik etkisini azaltacağından temizlik performansı azalacak ve tekrar yıkamalar da artacaktır.

Deterjanın optimum etkisi için fıskiyeler her makine kapanışta kontrol edilip temizlenmesi önemlidir.

Kırılma ve bozulma (korozyon, çizilme vb) nedeniyle yenileme maliyetleri:
Bulaşık yıkama operasyonunda önemli maliyet noktalarından bir tanesi de yıkanan porselen-cam eşyalardaki kırılma oranlarıdır.

Operasyon aşamalarındaki işlemin her adımında iyi bir organizasyon, kırılmaları en aza indirecektir.
Kirlilerin toplanması, cinslerine göre istiflenip yıkama alanına taşınması vb aşamalarda uygun taşıma arabaları -sepetleri kullanılması,

aşırı yığılmanın önlenmesi, personelin dikkatli olması kırılmaların az olması için gerekli önlemleri içermelidir.

Camların mümkün olduğunca ayrı olarak, daha düşük sıcaklıkta ve daha düşük alkali bir ürünle yıkanması camların buğulanmasını(korozyon) ve çizilmesini önler.

Çatal bıçak takımlarının özel basketlerde sapları aşağı gelecek şekilde yıkanarak tam temizliği sağlanacak ve tekrar yıkamalar önlenecektir.

Çatal bıçak takımları ve diğer metal eşyaların uzun süre yüksek alkali bir ürün içinde bekletilmesi metalin korozyonuna ve bozulmasına neden olacağından gerektiğinde

klorlu ve yüksek alkali ürün kullanımı kontrollü olmalı, işlem sonrası hemen durulanmalıdır.
Yıkama tankının içine düşebilecek cam kırıklarının ve çatal kaşık gibi eşyaların filtrelere, ısıtıcı ve diğer makine parçalarına

zarar vermemesi için kırıklara ve kayıplara da çok dikkat edilmelidir.
Sonuç olarak bulaşık yıkama maliyetlerinin işletmenin karlılığı üzerinde önemli etkisi vardır ve operasyonunun maliyetlerinin kontrol edilmesi ve

optimum sonuçlar; organizasyonel düzenlemeler, su kalitesinin uygunluğunun sağlanması, doğru ürünlerin --doğru programda doğru dozajda

kullanılması ve makinelerin düzenli bakımı gibi maliyete etki eden tüm faktörlerin kontrol edilmesi ile mümkün olacaktır.
Eczacıbaşı Profesyonel Maratem marka profesyonel mutfak hijyeni ürünleri ile işletmelere temizlik ve hijyen çözümleri sunar.

Seyreltme üniteleri ve dozaj ekipmanları ile temizlik kimyasallarının güvenli kullanımının yanı sıra maliyet kontrolü sağlanmış olur.
EP Akademi Danışmanı
Müzeyyen Pamir

 


El Dezenfektanı İçin Önerilen Ürünler

 

ELDEN ELE GEÇEN GÖRÜNMEYEN TEHLİKE
KALABALIK ALANLARDAKİ GİZLİ TEHLİKE
Gündelik hayatımızda neredeyse her gün alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları, ofisler, hastaneler toplu taşıma araçları ve

havaalanları gibi insan sirkülasyonunun oldukça yoğun olduğu pek çok alanda bulunmaktayız. Bu tarz kalabalık ve yoğun ortamlarda bulaşıcı

hastalıkların görülme ve sağlıklı insanlara bulaşma riski de ortamda bulunan insan sayısı ile doğru orantılı olarak artış göstermektedir.


TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?
Her gün her dakika etrafımızdaki hastalık yapıcı mikroorganimalarla (patojen) kirlenmiş bir çok cisme dokunarak bu patojenlerin önce vücudumuza

geçmesine, ardından da başka cisimlere ya da bireylere dokunarak bu patojenlerin bir kısmının transfer olmasına neden olmaktayız.

Günlük hayatımızda çoğunlukla riskin farkında olmadığımız bu cisimlerin başında bulaşık süngerleri, tuvaletler, bilgisayarlar, cep telefonları,

araba direksiyonları, asansör düğmeleri ve kapı kolları gibi noktalar gelmektedir.


UÇAKLARDAKİ RİSKİN BOYUTU NEDİR?
Yapılan araştırmalara göre oldukça yoğun şekilde kullanılan toplu taşıma araçlarından biri olan uçaklarda en kirli noktaların, koltukların ön tarafında

bulunan yemek yeme masaları olduğu tespit edilmiştir. Bu kirliliğin sebebinin ise havayolu temizlik görevlilerinin temizlik esnasında yemek masalarını

uçuşlar arasındaki devir süresinin kısalığı nedeniyle tam olarak temizleyecek vakit bulamamalarından kaynaklandığı belirtilmektedir.

Araştırmalara göre uçaklar ve havaalanlarında en kirli yerler ve üzerinde bulunabilecek mikroorganizma miktarları şu şekildedir.
Yemek masaları: 336 CFU / cm2
Su içme butonları: 193 CFU / cm2
Hava tahliye kapakları: 45 CFU / cm2
Sifonlar: 41 CFU / cm2
Koltuk kemer tokaları: 36 CFU / cm2
Lavabo tuvalet kilitleri: 11CFU / cm2
CFU / cm2: 1 cm2’deki koloni oluşturan birim sayısı (CFU=coloni forming unit)
Tuvaletlerin masalardan temiz olmasının nedeninin ise tuvaletlerin masalardan daha sık temizlenmesinden kaynaklandığı belirtilmektedir.

DOKUNMADAN ÖNCE BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN!


Hastalığa neden olan pek çok virüs ve bakteri, insanları ağız ya da burun yolu ile bulaştığında etkilemektedir. Patojenleri taşıyan insanlar,

ellerini doğru yıkamadığı takdirde dokundukları cisim ya da gıdalar yolu ile diğer sağlıklı bireylere bu mikroorganizmaları bulaştırabilmektedir.

Mikroorganizma ile kirlenmiş bir cisme dokunulduğunda mikroplar eller yolu ile ağız ve burundan vücuda nüfuz etmektedir.
Patojenler temel olarak 6 şekilde yayılmaktadırlar.
Hapşırma, öksürme, gözleri ovuşturma gibi vücut sıvılarının ellere bulaşması, kirlenen ellerden de temas edilen diğer bireylere bulaşması
Tuvalet kullanımının ardından ellerin iyi yıkanmaması sonucunda kirli ellerden dokunulan cisimlere, buradan da kirlenen cisimlere dokunan diğer bireylere bulaşması
Tavuk ya da sebze gibi çiğ gıdalardan ellere bulaşması ve bulaşan ellerin doğru yıkanmaması sonucunda temas edilen diğer bireylere bulaşması
Hayvanlarla temasın ardından ellere bulaşması ve bulaşan ellerin doğru yıkanmaması sonucunda temas edilen diğer bireylere bulaşması
Bebek bezi değiştirilmesi esnasında fekal madde kaynaklı ellerin kirlenmesi ve kirlenen ellerden de temas edilen diğer bireylere bulaşması
Yemek pişirme esnasında ellerin doğru temizlenmemesi nedeniyle patojenlerin gıdaya bulaşması
Sıklıkla karşılaşılan ve son derece tehlikeli olabilen patojenler arasında escherichia coli, pseudomonas aeruginosa, staphylococcus aeureus,

candida albicans mikroorganizmaları yer almaktadır. Bu mikroorganizmalar diyare, hepatit A, dizanteri ve grip gibi pek çok hastalığa neden olmaktadır.

Bununla birlikte H1N1 (domuz gribi virüsü), SARS ve MERS gibi pek çok virüs çeşidi de oldukça ölümcül hastalıklara neden olmaktadır.

TEHLİKENİN ÖNÜNE NASIL GEÇERİZ?
Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en temel yolu ellerin doğru bir şekilde düzenli olarak yıkanmasıdır. Eller her kirlendiğinde sıvı sabun ile doğru yöntemle yıkanmalıdır.

Bununla birlikte ellerin 15 saniye yerine 30 saniye süre ile yıkanması, hastalık oluşumu riskini 10 kata kadar azaltmaktadır.

Özellikle gıda üretim tesisi ya da hastane gibi kritik noktalarda ellerin dezenfektanlı sıvı sabun ile yıkanmasının ardından kurulama işleminin

tek kullanımlık kağıt havlu ile yapılması ve akabinde alkol bazlı el dezenfektanları ile ellerin dezenfeksiyonunun sağlanması gerekmektedir.

Otobüs terminalleri, havaalanları, alış veriş merkezleri, ofis ve oteller gibi kalabalık alanlarda tuvalet çıkışlarında ellerin alkol bazlı el dezenfektanı

ile dezenfekte edilmesinin sağlanması, bu tip yoğun alanlarda hastalık bulaşma riskini oldukça azalmaktadır.
El hijyeninde doğru el yıkama kadar önemli olan bir diğer konu, yıkanan ellerin doğru bir şekilde kurutulmasıdır.

Yapılan çalışmalarda ellerin yıkandıktan sonra, sıcak hava kurutucuları ile kurutulduğunda, ellerde kalan mikroorganizmaların su damlacıkları ile ortamda 2-3 m.

mesafelere kadar saçılmakta olduğunu kanıtlamıştır. WHO tarafından da önerildiği şekilde ellerin tek kullanımlık kağıt havlu ile kurulanması durumunda,

ellerdeki mikroorganizma sayısı % 76-77 azalmakta ve ortama yayılma ve diğer kişilere bulaştırma riski olmamaktadır.
Doğru ve rutin el yıkama ile;
Soğuk algınlığı gibi solunum yolu hastalıklarında %16-21 oranında azalma
Zayıf bağışıklığı olan kişilerin hastalanma oranında %58 azalma
Diyareye neden olan hastalıklarda %31 azalma sağlanabilmektedir.
Eczacıbaşı Profesyonel daha sağlıklı bir toplumun öneminin bilincinde olup yaşam alanlarının daha hijyenik hale getirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmektedir.

Bu kapsamda Eczacıbaşı Profesyonel’in işletmelere sunduğu özel çözümler ile hijyenik ortamlar sağlanarak bulaşıcı hastalıkların yayılma riski azaltılmaktadır.

Eczacıbaşı Profesyonel, Maratem Kişisel Hijyen ürün serisi içerisinde yer alan dezenfektanlı sıvı sabun ve alkol bazlı el hijyeni ürünleri ve

Selpak Professional ve Marathon tek kullanımlık kağıt ürünleri serisi ile hijyen çözümleri sağlamaktadır. Müşterilerine özel çözümler sunan

Eczacıbaşı Profesyonel, 1 yıl içerisinde 6000’in üzerinde çalışana eğitim veren, konusunda uzman kadroya sahip

EP Akademi birimi ile işletmelere eğitim, denetim ve danışmanlık alanında çözümler sunmaktadır.

EP Akademi
Teknik Eğitim Sorumlu Uzmanı
Gökçe YILMAZ

ATIK SU İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR EKOLOJİ

YAŞAMIN KAYNAĞI
Su, insanın yaşam döngüsü için hayati önem taşıyan, vazgeçilmez bir madde olmakla birlikte kaynakları oldukça kısıtlıdır.

Antik çağlardan bu yana toplumlar suya oldukça önem vermiş hatta yaşamın kaynağı olarak nitelendirmişlerdir.

Tarihte ilk kez Romalılar gelişen şehirlerde su ihtiyacını karşılamak için kanallar kurarak yaşam alanlarına su taşımışlardır. Bununla birlikte atık suyun temiz sudan ve

yaşam alanlarından uzakta ayrıştırılması gerektiğini tespit etmişlerdir.
Günümüzde su kaynakları giderek azaldığından ve endüstriyel tesislerden salınan atık sular çevre kirliliğine neden olduğundan, kaynakların verimli kullanılması gerekmektedir.

KAYNAKLARIN VERİMLİ KULLANIMI
Yer altı suları içme suyu için öncelikli en önemli kaynaklarımızdandır. Bunun için suyu verimli kullanarak, doğal kaynaklarından elde ettiğimiz suyun

tüketim oranını düşürüp kaynakları korumamız gerekmektedir. Bununla birlikte kullanım sonrası oluşan atık su, toprağa karıştığından yer altı kaynak sularını da kirleteceğinden,

atık suyun öncelikle arıtılması gerekmektedir. Özellikle endüstriyel atık suların kanalizasyona verilmeden önce arıtılması son derece kritiktir.
Farklı sektörlerdeki pek çok endüstriden çıkan atık suların, çevreye zarar vermemesi için kirletici öğeler, bu konuda hazırlanmış atık su

yönetmeliklerinde belirtilen belli değerlerle sınırlandırılmaktadır. Günümüzde çeşitli belediyeler ve çeşitli özel kuruluşlar işletmelerin atık suyundan

numune alarak analizler yapmakta, değerleri kontrol etmekte ve kirletici miktarı yüksek olan işletmelere cezai işlem gibi yaptırımlar uygulayabilmektedir.

ÇEVRE İÇİN TEHDİT
Otel ve restoranlardan ağır sanayiye kadar tüm endüstrilerde açığa çıkan atık suların karakterleri ve kirletenleri birbirinden farklılık göstermektedir.

Ortaya çıkan atık suyun kirliliğinin tespiti için çeşitli fiziksel ve kimyasal analizler yapılmaktadır. Pek çok atık suyun kirliliğinin tespiti için suda bakılan

başlıca değerler pH, askıda katı madde, biyolojik oksijen ihtiyacı, kimyasal oksijen ihtiyacı, fosfat, azot ve yağ miktarı gibi değerlerdir.

İşletmenin türüne göre, yönetmeliklerce atık sularda müsaade edilen limit değerler birbirinden farklılık gösterebilmektedir.
Sudaki askıda katı madde, suyun bulanıklığını etkilemektedir. Suyun içerisinde çözünmemiş halde bulunan katı madde miktarı ne kadar fazla

ise askıda katı madde miktarı ve bulanıklık o kadar fazladır. Bununla birlikte biyolojik oksijen ihtiyacı ile kimyasal oksijen ihtiyacı suyun içerisindeki

organik maddeleri ifade eder. Bu değerler yükseldikçe suyun içerisindeki çözünmüş oksijen miktarı azalacağından ve sucul organizmalar,

yaşamaları için gerekli oksijeni alamayacağından bu durum çevre için tehdit oluşturacaktır. Benzer şekilde atık suyun pH’ının fazla asidik

ya da fazla alkali olması, hem sucul organizmaların yaşamı için, hem de su, ilerleyen safhalarda toprağa karışabileceğinden toprakta yaşayan organizmalar açısından tehdit oluşturacaktır.
Fosfat bileşikleri, sularda gübre görevi görüp, bitki, yosun ve alglerin aşırı çoğalmasına neden olurlar ve arıtılmadan bekletilen atık suyun

istenmeyen kokular yaymasına sebep olurlar. Fosfatın gübreleme etkisi ile çoğalan yosun ve algler sudaki oksijeni fazlasıyla tüketerek

yine suda yaşayan canlılar için hayati tehlike oluştururlar. Suyun içerisinde çözünmüş halde bulunan fosfat miktarı yoğun olduğunda

ötrofikasyon denen bu durum gerçekleşir ve çevrenin kirlenmesine neden olur. Benzer şekilde atık suyun içerisinde bulunan azot miktarı da

yoğun olduğunda ötrofikasyona neden olmaktadır. Atık suyun içerisinde bulunan fosfat ve azot bileşiklerinin kaynağı, insani atıklar,

temizlikte ya da proseslerde kullanılan kimyasalların içerikleri ya da gıda atıkları olabilmektedir.
Atık suda dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus da yağ miktarıdır. Atık suyun içerisinde bulunan yağ, zaman içerisinde suyun

üstüne çıkarak hava ile suyun arasında bir bariyer vazifesi görerek havadaki oksijenin suya geçmesini engellemekte ve bu durum da yine

su canlıları için tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle atık suyun, kanalizasyona verilmeden önce yağdan mümkün olduğunca ayrıştırılması gerekmektedir.
Özellikle restoran, catering, yemekhane ya da otel mutfakları gibi endüstriyel mutfakların atık sularında yağ oranı oldukça yoğun

miktarda olduğundan bu yağın ayrıştırılması işlemi mekanik olarak yağ kapanlarında gerçekleştirilmektedir. Yağ kapanı, mutfaktan çıkan yağ-

su karışımının ayrışmasını sağlayan bir çeşit ön sıyırma sistemidir. İşletmelerdeki atık yağlar mutlaka yağ tutucu kullanılarak uzaklaştırılmalıdır.

ATIK YAĞLARDAN KURTULMANIN YOLU
Endüstriyel mutfaklarda bulunan yağ tutucularda biriken yağlar zamanla katılaşmakta, tıkanıklığa ve kötü kokuya neden olmaktadır.

Buna bağlı olarak yağ tutucular periyodik olarak temizlenmektedir. Ancak yağ kapanlarının mekanik temizliği esnasında kullanılan kostik

içerikli kimyasallar da çevre için zararlı olup, kullanıcı açısından da son derece tehlikelidir. Bununla birlikte mutfakların çalışması esnasında

sürekli olarak gider hatlarında ve yağ kapanlarında yağ birikimi devam ettiğinden kötü koku oluşumu da önlenememiş olacaktır.
Yağ kapanlarında ve gider hatlarında kötü kokunun ve yağ birikiminin önüne geçmek ancak biyolojik ürünlerle mümkündür.

Tamamen doğal ve çevre dostu olan biyolojik ürünler yağı ve diğer organik maddeleri parçalayan bakterilerden oluşmaktadır.

Periyodik olarak gidere ve yağ kapanına uygulanan bu ürünler sayesinde gider hatlarındaki ve yağ kapanlarındaki birikintinin önüne geçilmekte,

dolayısıyla ile giderlerden gelen kötü koku, kaynağında giderilebilmektedir. Biyolojik ürünlerin içerisinde yer alan bakterilerin, giderlerdeki

yağı yapı taşlarına parçalaması sonucu su ve mineraller açığa çıkmaktadır. Buna bağlı olarak da yağ kapanlarında yoğun miktarda yağ birikimi

önlendiğinden, yağ kapanlarında uygulanan mekanik temizlik sıklığı da, temizlikte kullanılan çevreye zararlı kimyasal kullanımı da minimize edilmektedir.
Endüstriyel mutfak giderlerindeki ve kapanlardaki yağın biyolojik ürünlerle parçalanması sonucu ortama herhangi bir zararlı madde salınmadığından

ve atık sudaki yağ ile askıda katı madde değerleri düştüğünden, sudaki oksijen miktarı da artacak ve kanalizasyona daha temiz bir su gönderilmiş olacaktır.
Eczacıbaşı Profesyonel, Maratem Bio biyolojik ürün serisi ile işletmelerin bu zamana kadar yaşadığı birçok probleme yenilikçi çözümler sunarak

müşterilerinin çözüm ortağı olmaktadır. İçinde farklı kullanım amaçları için geliştirilen ürünler barındıran Maratem Bio ailesi; içeriğindeki insana ve

çevreye zararlı olmayan sınıf 1 mikroorganizmalar ile tuvalet, banyo ve mutfak giderlerindeki organik kirliliklerin doğal elementlerine biyolojik olarak

parçalanmasını sağlar. İçeriğindeki biyolojik yüzey aktif maddeler (biyosörfaktan) sayesinde bilinen temizlik kimyasallarından 500 kat daha etkili olan

Maratem Bio ürünleri, tehlikeli kimyasallar sınıflandırmasına girmeyen ve kullanımı güvenli olan ürünlerdir.

Aynı zamanda çevre dostu da olan geri dönüştürülebilir ambalaja sahip Maratem Bio ürünleri; doğal, yenilenebilir ve geri dönüştürülebilir ham maddeler

ile üretilmekte olup, insana ve çevreye zarar vermeyen ve doğada %100 çözünen biyosörfaktanlar içermektedir.
Sürdürülebilirliğe son derece önem veren Eczacıbaşı Profesyonel daha sağlıklı ve yeşil bir gelecek için çalışmalar sürdürmektedir.

Bu kapsamda Eczacıbaşı Profesyonel’in işletmelere sunduğu özel çözümler ile işletmelerin atık sularını ve buradan kaynaklanan kötü kokuları

kontrol altına alarak müşterilerinin de sürdürülebilirliğe ve doğaya katkıda bulunmasına yardımcı olmaktadır. Eczacıbaşı Profesyonel,

1 yıl içerisinde 6000’in üzerinde çalışana eğitim veren, konusunda uzman kadroya sahip

EP Akademi birimi ile işletmelere eğitim, denetim ve danışmanlık alanında çözümler sunmaktadır.

Kim. Müh. Gökçe Yılmaz
Teknik Eğitim Uzmanı
EP Akademi

Banyo Temizliği Nasıl Yapılmalı
İçerik hazırlanıyor..

Halı Temizliği Nasıl Emin Olursunuz
İçerik hazırlanıyor..

Ekolojik Ürünler Nelerdir
İçerik hazırlanıyor..

Zemin Bakım Ürünleri
İçerik hazırlanıyor..

Kötü Koku Gidericiler
İçerik hazırlanıyor..

Yağ Çözücüler
İçerik hazırlanıyor..

Klima Temizliği ve Legionella Hakkında
İçerik hazırlanıyor..

Leke Çıkarıcılar Nerelerde Kullanırlar
İçerik hazırlanıyor..

Hava Şartlandırıcılar ve Kokular
İçerik hazırlanıyor..

 

 

 

Sarf Market Bilgisayar ve Kırtasiye Malzemeleri Ltd Şti

Karadeniz Mah. 1204 Sk. No:11/A

Gaziosmanpaşa - İstanbul



Whatsapp Destek Hattı x İletişime geçmek için hemen tıklayınız Tıklayınız
T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.